1 Mart 2012 Perşembe

Merkez

Bir yorum aldım bir arkadaşımdan. Yorumu aktarıyorum; bir insan etrafındaki insanlara devamlı yardım ediyor ve bunu kendisini parçalayarak yapıyorsa, yardımı yapan kişinin diğer insanları etrafına toplamak ve onların hayatında kendini merkeze yerleştirme çabasında olduğunu belirtti.

Şimdi biraz akıl yürütelim bu yorum üzerinden. İnsanlara kendini parçalayarak yardım etmeye hangi açıdan bakmalıyız.

Bence bunun iki nedeni olabilir.

Birincisi bu kişi oldukça saf birisidir. Kimlere ve hangi durumlarda gerçekten yardım edilmesi gerektiğini bilmiyordur.Bu durumda ise şu ahlaki sorguya takılabiliriz. Kimlerin ve hangi durumların yardım gerektirdiğine nasıl karar verebiliriz? Bize göre çok basit görünen bir yardım karşımızdaki insanın hayatını kurtarabilir ya da o insanı çok rahatlatabilir. Bu durumda durumun basitliğine bakarak aldanabiliriz. Bu ahlaki sorgulamayı yapamıyorsak; işte o zaman o safça davranışı sergilemiş oluruz.

İkincisi ise bu kişinin karşısındakilerden çıkarları vardır. Arkadaşımın takılmış olduğu nokta bu sanırım. Yalnız buradaki çıkar maddi bir çıkar olarak yer etmemiş onda. Ona göre bu kişinin çıkarı etrafındaki insanlara yardım ederek onları etrafında tutması. Bu durumda ise bu kişinin yalnız ve insanların sevgisine, saygısına ve iltifatlarına muhtaç olduğunu çıkarırız. Öyleyse bu kişinin ruhsal sıkıntıları vardır. Ya da bu kişi yardımlarına karşılık ilerleyen dönemlerde kendi sıkıntılarını çözdürme gibi bir yolu izliyordur.

Tüm bu çıkarımlardan sonra bir de şunu düşünmeden edemiyorum. Acaba insanların birbirlerine yardım etmesi karşılıksız mı, yoksa elbette bir karşılığı olmalı mı?

21. yy'da insanlar etrafındaki 2. dereceden insanlara kadar kendi yetenekleri dahilinde çıkar güderek yardım ediyorlar. Yapılan her yardım daha sonra yardımı alan kişinin karşına bir şekilde çıkarılıyor. Bu oldukça acınası bir durum.

Bence bir insan başkasında olmayan bir yeteneğe ya da şeye sahip ise yardım etmesi gayet normaldir. Bunun altında başka bir şey aramak ya da bu insanı başka insanları etrafında tutmak gibi çıkara dayalı bir konuma sokmak oldukça sert bir çıkarım.

Ayrıca insanlar o kişiden oldukça fazla yardım talep ediyorsalar bu kişinin diğer insanlardan farklı yetenekleri vardır diye de düşünmedim değil.

Gerisini siz de tartarsınız.

28 Şubat 2012 Salı

Kayıt


Kayıtlara geçsin "Leyla ile Mecnun" adlı bir dizi vardı 2011 yılında güzel bir yapım.Nasılsa yakında bitirirler.

Bu da kayıtlara geçsin bu yıllarda kimin kimle yattığı belli olmayan tonla dizi üretildi. Kaliteli diziler bunların karşısında dayanamadı.

Onur Ünlü de iyi bir yönetmen diğer işleri de sağlam. Bakınız

Farkındalık

İnsanlar ne kadar berrak yaşıyorlar acaba hayatlarını merak ettim. Her anını, öncesini ve sonrasını süzerek zihinlerinde veriyorlar kararlarını, ve nasıl tatlar alıyorlar bu kararların akabinde. İsteklerinin peşinde mi koşuyorlar ya da yapmak zorunda olduklarının mı?

Sadece isteklerinin peşinde koşarken yorulmak var ya da zorunlulukları yerine getirirken sıkılmak hayattan. Arası çok ince bir çizgi sanırım.

Ben bir türlü tutturamadım. Zorunluluklarımı yerine getiriyorum sanırım.

Farkettim ki; bu durumda insanın cesareti de kırılıyor ya da kendine olan güveni yerle bir oluyor. Nedir çözümü? Anlık bir hevesin, bir yanlış anlamanın peşinden savrulmak mı isteklerimin peşinden gideceğim derken. İsteklerini de hakkını vererek yaşayabilir misin? Kafam oldukça karışık sanırım.

21 Şubat 2012 Salı

Unutmak ne güzel bir refleks.

Fazlalıklar kalmıyor kafada.

Kafa rahat, temiz.

Şişelerce alkolün belli bir süre yaptığı etkiyi daha kalıcı kılıyor ya bünyede helal olsun dedim.

Ne kadar fazla şey varsa zihninde sana yük olan, seni yoran, seni üzen, ani bir unutma refleksi ve tekrar irtifa kazanabilirsin hayatında.

Hadi sen de unut.

6 Şubat 2012 Pazartesi

cevap

Dindar nesil açıklamasına tokat gibi cevap star tv'de yayınlanan Fi Tarihi adlı film ile geldi. Zamanlama çok manidar. :)

4 Şubat 2012 Cumartesi

Sabah saatlerinde annem ve ananem şu sağlık programlarını izliyorlar. Programların içeriği malum. onu yeme, bunu yeme sağlığa zararlı.

Tamam güzel bir şey sağlıklı yaşamak adına. Ama ertesi günlerde aynı ya da değişik bir programda bu sefer yeme dedikleri şeyleri kesinlikle tüketin deniyor.

Ne oldu şimdi; annem ve onun annesi kısa devre yapıyor, adeta mavi ekran veriyorlar. Olan bana oluyor. resmen benim üzerimde deniyorlar kazandıkları bilgileri. Ben izlemem, sallamam ama olan bana oluyor.

Laf aramızda daha aktarlara sarmadılar. O gün gelecek ben bilimum şifalı otu tüketeceğim. Allah izleyene, izlettirene, bol bol akıl fikir versin.

neler oluyor hayatta

her haber saatinde birileri yakalanıyor, tutuklanıyor, yargılanacak falan derken son yıllarda sonuçlanan bir dava görmedim. tsunami gibi dalga dalga gidiyor ama olan biten birşey yok. kim suçlu ne oluyor belli değil. ya bu adamlar işini çok iyi yapıyor ya da işlerini yapamıyorlar. midem kalktı artık. dava dava dava.